Bakış Açınız

Artık babayız. Peki şimdi hayatımızı nasıl ifade ediyoruz?



Hayatıma yeni bir rol daha eklendi. Çok güzel bir duygu. Ve bir o kadar da zor. Artık karımla gezmelerimizi kısıtladık. Artık çocuğumuza göre bir hayatımız var. Çocuksuz arkadaşlarıma sesleniyorum: Aman dikkat, çocuğunuz yokken her şeyi yapın. Geçenlerde çocuk parkına gittik. Şimdi arkadaşlarla basketbol oynamak vardı. Ya da play station. Akşam sürekli hoplayan çocuğum beni yoruyor. Okuduğumu anlamıyorum. Ne zaman büyüyecek acaba? Ama çocuğumu çok seviyorum.

Yoksa

Hayatıma yeni bir rol daha eklendi. O kadar güzel bir duygu ki çocukken yaptığım gibi yine parklara gitmeye başladım. Çocuğum koşarken ben kendi çocukluğumu hatırlamaya çalışıyorum. Yine salıncakta sallanmak istiyorum. Bizim ufaklığa bak sen. Daha 3 ay önce önüne geçiyordu çocuklar, şimdi geçirmiyor kimseyi. Geceleri fazla uyanıyor bizimkisi. Sanırım bir derdi var. Nedir henüz çözemedik. Bebeklerin uyumaması normaldir ve ben de kendimi şartladım. Beynimi şartlayınca bölünen uykularım beni çok yormuyor. Yani aslında üstünde durmuyorum. Çünkü yapabileceğim bir şey yok. Bu şekilde memnunum. Nasılsa bir dönem böyle. Karıma destek olduğumu düşünüyorum. Bu daha önemli şu anda.

Bakış açısı ve seçimler…

‘E ben yanlış mıyım yani’ demenize gerek yok. Bu konunun doğrusu yanlışı yok. Hayatınızdan genel olarak memnun olmanızdan tutun da, bugünü nasıl geçirdiğinize kadarki tüm süreçler sizin bakış açınızla ilgili.

Olumsuzluklara takılı kaldığınızda bir sürü olumsuzluk sizi bulur. Bir türlü düzelmez. Yeter artık dedirtir. Aslında bir de şöyle düşünelim. Olumsuzluklar bizi buluyor derken, kendiniz dışında birilerini suçluyorsunuz. Sorumluluğu başkasına yüklüyorsunuz. İşin kolayına kaçmış olmuyor musunuz sizce?

İstediğimiz nedir? Mutlu olmak mı? O zaman önce iç mutluluğu yakalamalıyız. Sonra bunu dışarı çıkartacak iletişim yolunu doğru şekilde kurmalıyız. Hem kendimizle hem etrafımızla.

Mutluluk analizi ile ilgili danışanlarımla yaptığım çalışmalara veya stresle ilgili bana danışanlarla konuşmaya başlarken mutlaka paylaştığım bir şey vardır. Öncelikle tabii ki bir tarif isterim, ancak en önemli noktalardan birini sorarım; ‘Bu bahsettikleriniz ne kadar sizin kontrolünüzde?’. Bunun anlamı şu; Eğer sizi mutsuz eden, tedirgin eden, değiştirmek istediğiniz konu sizin kontrolünüzde değilse, yapmanız gereken şey sizin düşünce tarzınızı, bakış açınızı değiştirmektir.
Örnekler veriyim. Eşinizin sigara içmesinden hoşlanmıyorsunuz ve bu sizi inanılmaz rahatsız ediyor, kızdırıyor ve onun sigarayı bırakmasını istiyorsunuz. Aksi takdirde sürekli bir kızgınlık hali yaşayacağınızı biliyorsunuz. Veya çocuğunuzun hangi okulu istediğine karar veremediğini düşünüyorsunuz ve siz onun için hangi okulun iyi olacağını biliyorsunuz. O okulu seçmesi için çocuğunuzla konuşmalar yapıyorsunuz. Ama çocuğunuz ne bunu kabul ediyor ne de oturup ders çalışıyor.

Üzgünüm. Bu ve buna benzer konulardaki çözüm, sizin olaylara bakış açınızı ve davranışlarınızı değiştirmeniz gerektiğini göstermektedir. Çünkü hiç kimse bir başkasının istediği şeyi, kendisi kabullenmeden yapmaz. Tıpkı bizim de yapmayacağımız gibi. Burada önemli nokta karşınızdaki kişinin o cevabı vermesidir. O kişinin kendi iradesiyle bu cevabı vermesi, o davranışı kabul etmesi demektir.

Kendinize ayna tutup kendinizle yüzleşmeniz en etkili çözümler arasında. Aynadaki biz zaman zaman değişebiliriz. Her seferinde daha derinlere ineriz. Sürekli bir değişim vardır. Başkalarının bizi gördüğü değil, başkalarının bizi görmesini istediği biz değil. Gerçek ve sadece ‘Ben’. Kendimizle ne kadar rahat yüzleşirsek, değişim ve gelişim o kadar hızlı olur. Bunun getirisi ise aynı zamanda kendimizle barışık olmamız, kendimize olan güvenimizin artmasıdır da. Ben kendime güveniyorum diyebilmek için başarılarımızı aklımıza getirmemiz değil, kendimizi kabul etmemiz gerekir. Buradaki ayrım inanılmaz derecede önemlidir. Bir bireyin kendine olan güveninin tanımı, ‘Her şeyi kaybettiğinde tekrar ayağa kalkabilme yetisidir’. Bu tanımı şuanda hangi kitapta okuduğumu hatırlamıyorum. Beni çok etkileyen bir anlatım. Elinizdeki her şey gidiyor ve siz tekrar eski halinize dönebilmek için o gücü kendinizde buluyorsunuz, kendinize inanıyorsunuz. Bu muazzam bir güç. Özgüven, kendine güven, işte tam anlamıyla budur.

Ve sizler eminim etrafınızda olan çoğunluk gibi düşünmek, olayları algılamak yerine kendiniz gibi düşünüp, kendi algılarınız doğrultusunda bir sonuca ulaşabilecek güçtesiniz. Tedirgin olduğunuz, çekindiğiniz, tereddüt hissettiğiniz her konuda lütfen bunu aklınıza getirin. Ve hayatınıza bir de bu şekilde bakın. Sizin çocuğunuz da bu şekilde bakmayı öğrensin.

Deniz Sarışın Gökkuş

Eğitmen - Koç


Facebook'ta Paylaş
  www.babayiz.biz ® | 2009 | info@babayiz.biz
Tüm hakları saklıdır. Bu sitedeki hiçbir bilgi kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.